hipno

Kalp Merkezli Hipnoterapi

Diane Zimberoff tarafından geliştirilmiş, 25 yıllık çalışma ile kuramsal hale getirilip etkinliği ölçülmüştür.

Kalp Merkezli Hipnoterapi, zihni, ruhu ve bedeni ele alan ve değişimi bu üç alanda gerçekleştiren oldukça etkileyici bir terapi modelidir. Klasik telkin içeren hipnoterapiden farklıdır ve deneyimseldir.

Hipnoterapi ile sorunların kaynağına götürülür ve sıkışmış travmalar açığa çıkartılır, şifalanma enerjisi ile çalışarak kalp merkezli sevgi ile seanslar sonlandırılır. Olaylarda kendimiz ile ilgili çıkarttığımız anlamları ve mevcut davranışları değiştirmek için son derece etkilidir. İçinizdeki yaralı çocuk iyileşir, sanki yüklerden kurtulmuş gibi hafif hissedilir. Bedeni ve zihni oldukça rahatlatır. Kalp Merkezli hipnoterapi çok kısa sürede büyük değişimler sağlar ve kişi çoğu zaman hayatına yeni bir başlangıç yapar.

Kalp Merkezli hipnoterapi ile birçok alanda çalışılmaktadır. Kaygı bozukluğu, panik bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, öfke kontrol problemleri, ilişki sorunları, yeme bozuklukları, bağımlılık gibi durumların yanında beden ve zihin üzerinden çalışılarak migren, fibromiyalji gibi bedensel rahatsızlıklarda da oldukça etkili sonuçlar elde edilmektedir.

emdr resim

EMDR  (Eye Movement Desensitization and Reprocessing- Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)

 

Çocukluktan gelen, geçmişte ya da yakın zamanda yaşanmış travmatik olaylar ile ilgili bir şeyler zihnimize geldiğinde, sanki o ilk acı veren anıyı şimdi yaşıyormuş gibi hissederiz; hem bedenimizde, hem zihnimizde, hem kalbimizde.. Örnek verecek olursak; tecavüz mağduru kişi olaydan sonra suçluluk ve utanç duyar, toplum içine çıkmaya çekinir, insanlardan uzaklaşır, kendine yönelik olumsuz düşünceleri ve duyguları olur (“Ben kirliyim.”, “Bu benim suçum.”). Aradan on hafta da geçse, on sene de geçse, herhangi bir tetikleyici anında tecavüz olayını hatırlamasına neden olur ya da o anda fark etmese bile bilinçaltında o anı ile bağlantılı bir durum olduğu için beden travmatik anıdaki gibi tepkiler vermeye başlar ve ne olduğunu anlamlandıramayız. Tecavüze uğrayan bir kişi, aradan yıllar geçtikten sonra çok naif, çok kibar bir erkek ile sevgili olur ve aralarında fiziksel bir yakınlaşma olduğunda aniden kusmaya başlar, çünkü travmatik anısı tetiklenmiştir. Bazı yaşam olayları bizi o kadar derinden etkiler ki konusu açıldığında ya da en ufak bir tetikleyici olduğunda acıdan ölecekmiş gibi hissederiz. Beyin o duygu yoğunluğu ile olayı hazmetmekte zorlanır, tıpkı çok yağlı yemek yediğimizde midemizin sindirmekte zorlandığı gibi.. EMDR terapisi de bu noktada devreye girer; üzerinde konuşmakta bile zorlandığımız acı veren anılar ve günlük yaşamımızda yoğun duygular yaşatan tetikleyiciler üzerinde çalışır. Hem geçmiş hem şimdi hem de gelecek ele alınır. Geçmişteki anılar ve şimdiki tetikleyiciler üzerinde duyarsızlaştırma ve yeniden işleme yapıldıktan sonra aynı şekilde geleceğe yönelik de danışan hazırlanır. Terapi bittikten sonra, bize acı veren bu anıları yine hatırlarız ama artık bize acı vermez. Olaylara karşı nötr kalırız ya da olumlu hissederiz. Tecavüz kurbanı, travmatik anısını hatırlar ama EMDR sonrası artık korku ve suçluluk hissetmez. Kendini güçlenmiş bile hissedebilir.

EMDR, kişinin kendine olan saygı ve sevgisini arttıran ve özgüvenini yükselten bir terapi yöntemidir. Travmatik yaşantıların yanı sıra, fobi, panik atak, kayıp, yas, değersizlik ve yetersizlik hisleri, sınav kaygısı, performans kaygısı, obsesif kompulsif bozukluk, bağımlılık gibi bir çok psikolojik rahatsızlıklarda kullanılır.

Uzman Klinik Psikolog

                Feyza Durmuş